Bu seneki Özgür Yazılım ve Linux Günleri’ne katılma fırsatım oldu. Etkinliklerle alakalı yazmak istediğim birkaç şey vardı o yüzden bu yazıyı yazıp internet çöplüğünü biraz daha kirletiyorum.

Seminerlerin zamanında başlayıp bitmeleri iyi bir şeydi. Her zaman bekletilmeye alıştığım için bu hoşuma gitti. Açılış konuşmasından sonra İngilizce bir sunum dinledik. Girişte dağıtılan kulaklıklar sayesinde yapılan simultane çeviriden de faydalanabildik. Buraya kadar her şey yolunda görünüyordu.
11:45′te 5 farklı salonda 5 farklı sunum vardı. Sadece isimlerine baktığım için “QT Çatısı ile SVG Vektörel Grafikleri İşleme” cazip geldi, onu seçtim. Salona girdiğimde beni LKD’nin kocaman reklam afişleri karşıladı. Normalde böyle şeylerden rahatsız olunmaz ama bu afişleri sunumun yansıtıldığı duvar ile projeksiyon cihazı arasına astıkları için bayağı rahatsız oldum tabi. İki afiş arasındaki mesafe, duvardaki yansının genişliğinden daha az olduğu için hangi açıdan bakarsam bakayım ekranın tamamını görme şansı bulamadım. Zaten katılımcıların hepsi biraz daha görebilmek için ortalara konumlanmışlardı, ben de mecburen biraz kenarda kaldım. QT merak ettiğim, çalışmak istediğim bir şey olduğu için gülü seven dikenine katlanır misali razı oldum artık bu halde dinlemeye ama sunum bir türlü başlamak bilmedi. Sunumu yapacak olan arkadaş duvara yansıttığı sununun projeksiyon cihazında bozulan renklerini düzeltmeyi bir türlü beceremedi. Sanki ms office kullanarak hazırlandı da open office ile açıldığı için renkler düzgün görüntülenemedi gibi.. Gül-diken olayına saygımdan sineye çekip beklemeye devam ettim ama içerik de kimseyi tatmin etmedi. O kadar bekledikten sonra tüm sunum boyunca anlatılan 3 şey vardı:
- QT nedir?
- Vektörel grafik nedir?
- SVG dosya formatı nedir?
Öyle derinlemesine bir anlatım da olmadı tabi. Google’a bu halde yazılsa bile çıkabilecek en basit tanımlar alınıp sunuma konulmuş, anlatımda da üzerine hiçbir şey katılmamıştı. Zaten 45 dakika olan sunumun ilk yarım saati bu şekilde geçtikten sonra kalan kısımlar sadece anlatıcı arkadaşın katılımcılardan defalarca özür dilemesiyle geçti. Çünkü bilgisayar mühensdisliği son sınıf öğrencisi arkadaş sunumu hazırlamayı son geceye bırakmış ve yetiştiremediği için yarım yamalak kalmış. Böyle büyük bir organizasyon içinde böyle amatörlükler görmek üzücü gerçekten.
Öğle arasından sonra girdiğim “Yavaş Uygulama Geliştirme” sunumunda da esprili bir dille XP, RUP, Scrum, RAD falan anlatılır diye bekliyordum ama aslında tam da ismine uygun bir sunummuş. Anlatılmasını beklediğim şeylerden kısaca bahsedildi ama nedense hep kötülendi. Ya benim okuduğum kitapların yazarları, aldığım derslerde konuşan hocalar ve katıldığım seminerlerdeki konuşmacılar yanlış biliyorlardı ya da bu sunumu yapan vatandaşın bilgisi biraz! eksikti. Ben oyumu ikinci seçenekten yana kullanıyorum. Adam kötülediği şeylerin ne olduğunu bile tam bilmiyordu ya da anlatamadı ya da ben hala büyük bir yanlış anlamanın baş kahramanıyım. Ayrıca sunumu yapan vatandaşın sorulan sorulara da alakasız cevaplar vermesi benim ne kadar büyük bir yanlış anlama içinde olduğumu destekliyor :)
Daha sonra Sencha ve PhoneGap hakkında sunumlara katıldım. Java’ya bir zamanlar büyük artılar kazandıran birçok platformda aynı kodun çalışabiliyor olması mobil dünyada da gerçekten ihtiyaç duyulan bir şey. Bunun çözümü için genelde web tabanlı uygulamalar düşünülmüş. Android için geliştirdiğimiz bir uygulamanın iOS, Blackberry, Symbian, Windows Phone ve Palm OS’ta da çalışması gerçekten hoş olur. Küçük performans ve özellik kullanımı kayıpları ile şimdilik bunlar başarılabiliyor gibi.
Günün son sunumunda Intel’den gelen bir abla Meego hakkında bir sunum yaptı ve örnek birkaç uygulama gösterdi. Android, iOS, RIM ve WP gibi rakipleri varken nasıl ilerlemeyi düşünüyorlar şahsen büyük merak içerisindeyim. Gerçi Nokia MS ile anlaşıp satışa getirmeseydi şanları daha fazla olabilirdi. Neyse teknik ayrıntıya fazla girmeden bu sunum ile ilgili birkaç şey yazayım. Konuşmacı Türkçe bilmediği için sunum İngilizce yapılacaktı buraya kadar sıkıntı yok çünkü yine simultane çeviri yapılacağı duyurulmuştu. Ancak çeviriyi yapacak vatandaş o saate kadar beklememiş (bize söylenen buydu) olduğu için bir çevirmen yoktu ortada. Sunum İngilizce yapıldı, İngilizce’yi çok iyi anlamayanlar da ya boş boş baktı ya da salondan ayrıldı. Bu da organizasyondaki eksilerden biriydi. Ayrıca sunumu yapan ablanın Windows kullanıyor olması da bi hoş oldu :)
İkinci gün Turkcell’den gelen arkadaşın yapacağı Android uygulama dükkanları ile ilgili sunum için salona toplandığımızda o sunumdan sonra yapılacak olan sponsor sunumu ile karşılaştık. Turkcell’den gelecek vatandaş geç kaldığı için sunumların yerini değiştirmişler. Hayatım boyunca dinlediğim en sıkıcı sunumu yaptıkları için ve askerlik anısı anlatır gibi iş anılarını anlattığı için YeniHayat temsilcilerini tebrik ediyorum. Tabi biz o sunumu dinlerken gelen Turkcell temsilsici de sunuma geç başlayınca, belki de en faydalı olabilecek sunumlardan biri olmasına rağmen zaman sıkıntısı sebiyle hızlı hızlı geçti, verimsiz oldu.
En sonunda şenliğe katılmamdaki en önemli sebeplerden biri olan Android atölye uygulamaları saati geldi. Giriş düzeyi uygulama geliştirme etkinliğine katılmak için atölyeye girdik. Üzerinde Debian çalışan, Eclipse ve Android SDK kurulu bilgisayarların olduğu bir laboratuvardı burası. Dışardan iyi görünüyorlardı ama biraz dandik bilgisayarları var :) 5 dakika geçmeden ya Eclipse ya da web browser ya da ikisi birden çöküyor. Üstelik sadece o iki program çalışıyorken. Belki ben dandik olana denk gelmişimdir düşüncesiyle yandakine sordum aynı problemler orda da var. Yine içeriğe dönecek olursak sunum hakkatten de giriş düzeyinde oldu. Virtual device oluşturma, hello world, debug vs. nasıl olacağı uygulamalı bir şekilde gösterildi ve bitti. Bu sunum sırasında dandik de olsa önümde duran bilgisayardan faydalanırım ümitlerim de çabuk söndü. “Buraların ağası benim” modunda bir kedi gelip klavyenin üzerine yattı ve sunum bitene kadar orda kaldı. Üstelik hangi tuşa bastıysa web browserın help sayfasını n tane açmaya çalışan bilgisayar iyice pert oldu. Bir sunum daha pek bir şey öğrenemeden bitmiş oldu.
Katıldığum son sunum da “Android ile Oyun Programlamaya Giriş” sunumuydu. Bunda da ya konuşmacılar anlatacaklarını çok iyi anlatamadılar ya da konu çok sıkıcı ve/veya üst düzey olduğu için daha sürenin yarısına gelmeden başlangıçta tıklım tıklım dolu olan salonun yarısı boşaldı. Bir öncekine göre nispeten daha faydalı bir sunum oldu.
Kısacası ya ben çok büyük beklentilerle gittiğim için ya da başka sebeplerden dolayı etkinliği yetersiz buldum. İnşallah bundan sonraki senelerde daha iyi olur.
Evet yine eleştiri dolu bir yazının daha sonuna geldim. Üşenmeyip de sonuna kadar okuyanlar olursa eminim ararından birçoğu topa tutacaklardır beni ama onlara da söyleyeceğim kısaca şu: “Hakkatten öyleydi lan boşuna kendinizi kandırmayın.”
Şu yukardakilerin tamamı kişisel fikrimdir, kimseyi bağlamaz.
Bir süredir zaten yasaklı olan http://developer.android.com sayfasına giriş artık ip bloğu engellenerek tamamen yasaklandı. Yasakçılar da uyandı artık ufak ufak teknolojiyi öğrenmeye başladılar. Eskiden dns değiştirip, hosts dosyasını editleyip girerdik ama işler iyice çığırından çıktı. Artık bu yöntemler de yetmiyor. Densizin biri telif hakkına sahip olmadığı bir şeyi yayınladığı için ya da başka densizin biri sevmediği birine hakaret ettiği için vs. dandik sebeplerden dolayı bütün interneti yasaklayan zihniyet size sesleniyorum: Allah belanızı versin. Bakın artık küfür etmiyorum sadece beddua ediyorum. Ha bu yazıyı okuyorsanız lütfen bu sayfayı da yasaklayın çok da bi yerimde.. Hatta bu sayfanın yayınlandığı ip bloğunda bulunan tüm siteleri de yasaklayın. Yasaklamazsanız adam değilsiniz ulen.
Hani şu public ceket askılarına ceketinizi/montunuzu asarsınız da sizden sonra sağına soluna da asanlar olur ya, o sonradan gelenler eğer sigara içen kişilerse ceketiniz/montunuz siz onu tekrar alıp giyene kadar leş gibi sigara kokar ya, heh işte o ceketleri oraya asanların ta *mına koyayım.
R-Tree’ler, B-Tree’lere benzeyen fakat indeksleme ve uzaysal veri işleme için kullanılan ağaç veri yapılarıdır. 1984 yılında Antonin Guttman tarafından ortaya atılmıştır.
Şu yukardaki görseli wiki’den aldım. İki boyutlu dikdörtgenler için örnek bir R-Tree olarak açıklama yazmışlar.
Bitirme projem için araştırma yaptığım R-Tree konusunda, bu yazının üstüne birkaç yazı daha yazacağım
Yaz okulundan sonra hepsi de yakın tarihlerde başlayıp biten (bitecek olan) stajım, geçici işim ve bayram tatili hakkında birkaç şey yazayım.
Stajdan başlayayım. Yaz okulu bitti, ertesi gün staj başladı. Bir gün bile dinlenemeden hop stajdayım. Nerde peki? Yine okulda. Ericsson firmasının bölümümüzde kurmuş olduğu IMS laboratuvarında. Başımda da Cengiz hoca var.
Üzerinde çalıştığım proje güzel, ismi Günebakan. Ayçiçeği misali güneşi takip edecek çukur ayna sistemi diye tanımlayabiliriz sanırım. Ayrıntılar için stajdan sonra ayrı bir yazı yazmayı planladığım için burda kısa geçiyorum.
Staj başladıktan bir hafta sonra da Kipa’da işe başladım. Sadece 1 aylık bir iş olacak. Sözde Monami firmasının kırtasiye ürünleri ile ilgilenecek geçici bir elemandım ama Kipa bu, boş bırakmıyorlar adamı. Yakında et reyonuna kadar gidip insanlara biftek falan satmayı da bekliyorum :)
Özet kısmı bu, yazmaya değer kısmı da bunların aynı anda olması. Staj saatleri şöyle: 9.00 – 16.00. İş saatleri de 16.00 – 00.00. Zorluk burada başlıyor. Hafta içi her gün stajda olduğum için 16.00′da işe yetişemiyorum haliyle, hafta sonları geç kaldığım her hafta içi günü için fazladan 1 saat çalışarak eksik zamanı telafi etmeye çalışıyorum. Yoruculuk kısmından şikayet etmiyorum, sonuçta kimse kafama silah dayayıp zorla çalıştırmıyor ama bir şey var ki insanı canından bezdiriyor. Mağaza içindeki elektronik reyonunda güzel ses sistemleri satılıyor, haliyle bunların nasıl çalıştığı da müşterilere göstermek isteniyor falan. Ayrıca Tarkan 2010 albümünü de satan mağaza bir taşla birden fazla kuş vurma misali, o ses sistemlerinde çalacak parça olarak o albümü kullanıyor. Bir gün olur tamam, iki gün olur tamam ama günlerdir aynı şey. Günde yaklaşık 4 saat Tarkan dinliyoruz. Bu nasıl büyük bir işkencedir arkadaş. Albüm de albüm olsa bari, bi halta benzemiyor. Megastarmış, osurayım öyle megastara..
Neyse çok uzatmayayım o kısmı, başka şeylere de değineyim yazı bitmeden. Arada (aslında her gün) uğradığım oyuncak reyonu da bir başka. Aileler çocuklarıyla geliyorlar, bazen oranın oyuncak reyonu olduğundan bihaber bazen de özellikle ordan geçiyorlar. Bazı aileler çocuklarının istediği hiçbir şeyi al(a)mıyor, bazıları da “Seç yavrum istediklerini. Hangilerini beğenirsen alalım” modunda 500+ liralık oyuncak satın alıyor vs. Yan yana bu manzaraları görünce bi değişik oluyor tabi insan. Hadi ben neyse de, ilk durumdaki çocuk? Ya ailesi?
O kısmı da fazla ayrıntıya girmeden geçeyim en güzeli. Sürecin en keyifli kısmında sıra, bayram tatili :) 3 günlük bayram tatilinin 2 gününü ailemin yanında geçirdim. Uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımla ve akraba – eş – dost ile görüştük bu tatil vesilesiyle. İyi oldu hoş oldu. Her gittiğin yerde çeşit çeşit tatlılarla karşılanmak da ayrı bir güzellik tabi, mideyi bozmadan atlattık bu tatili de :) Her gittiğim yerde bolca yemek ve tatlı yedim, ayrıca şu aşağıdakilerin de önce fotoğrafını çekip sonra hayvanlar gibi (daha nicelerini) yedim. İşte 2 günlük tatilin en güzel kısmı da buydu :)
Ian Gillan’lı Black Sabbath kayıtlarından iki tanesini paylaşıyorum.

İlki “Black Sabbath 1983-1984 Born again tour Live in London Bootleg” diye aratıldığında da bolca sonuç bulunabilen kayıt. Parça listesi şöyle:
01 – 00:19 – Introduce
02 – 07:10 – Supertzar/Children of the grave
03 – 04:30 – Hot line
04 – 17:05 – Zero the hero/Heaven and hell
05 – 00:10 – Comment
06 – 07:15 – Black Sabbath
07 – 05:06 – Smoke on the water
08 – 03:16 – Paranoid
Yapan-eden:
Vocals: Ian Gillan
Bass: Gezzer Butler
Guitars: Tony Iommi
Keyboards: Geoff Nichols
Drum: Bev Bevan
İndirme linki de şu:
http://rapidshare.com/files/411371219/black-sabbath-with-ian-gillan-london-83-84.tar.gz.html

Diğeri ise “The Centrum Worchester Massachusetts USA 4th November 1983″ isim/mekanlı olanı. Parça listesi:
1 Children Of The Grave 4:54
2 Hot Line 4:40
3 War Pigs 7:21
4 Iron Man 8:33
5 Zero The Hero 7:49
6 Heaven And Hell 8:35
7 Guitar Solo 8:41
8 Digital Bitch 3:17
9 Black Sabbath 7:18
10 Smoke On The Water 5:15
11 Paranoid 3:21
Yapan-eden:
Tony Iommi (guitar)
Geezer Butler (bass)
Ian Gillan (vocals)
Bev Bevan (drums)
Geoff Nicholls (keyboards)
İndirme linki de şu:
http://rapidshare.com/files/411367744/black-sabbath-with-ian-gillan-worchester-83.tar.gz.html





Sevdiğim insanların bir arada olmaları ne güzel :)
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Dardanos Sosyal Tesisleri’nde bu yıl 1. düzenlenen Yazılım Mühendisliği Yaz Okulu Ve Çalıştayı [0] 26 temmuzda başlayıp bugün bitti. Yazılım mühendisliği alanında çalışan akademisyenler ile doktora ve master öğrencilerine yönelik yapılan bu etkinlikte biz birkaç lisans öğrencisi de arada kaynayıp hocaların derslerini dinleme fırsatı bulduk.
Katılan hocalar, neler konuşuldu, neler anlatıldı, katılanlar neler kazandı/kaybetti’yi yazmama gerek yok zaten birçok yerde yazılacak. Anlatılanlar da birçok kitapta bulunabilir. Ama her yerde yazılacağını düşünmediğim bir sözü yazacağım.
Etkinliğe University of Alabama’dan katılıp ders veren Prof. Dr. Murat TANIK [1], ODTÜ’den katılan Prof. Dr. Ali H. DOĞRU [2] hocanın anlattığı “Bileşen Tabanlı Sistemlerin Yazılım Mimarilerine Etkileri” sunumu sırasında kalkıp hocalara Türkiye’deki üniversitelerde, lisans eğitimi boyunca kaç farklı Yazılım Mühendisliği dersi verildiğini sordu. Bazı üniversitelerde 1, bazılarında da -1 tanesi seçmeli ve uygulama dersi olmak üzere toplam- 2 ders verildiği yanıtını aldığında şöyle dedi:
Türkiye’de Software Engineering dersleri en az 4′e çıkarılırsa çocuklar mezun olduklarında konu hakkında belki! bir fikir sahibi olur.
Hey yavrum söze bak. Bu okullardan mezun olup da sağda solda kendini 10 numara yazılım mühendisi olarak tanıtan arkadaşlarım keşke orda olsalardı da ne kadar aciz olduklarını anlasalardı.
Şu aşağıdaki de konudan tamamen alakasız, sunumlar sırasında benim çektiğim bir fotoğraf. Maksat ortalıkta renk olsun.
[0] -> http://ce.comu.edu.tr/YMYazOkulu/
[1] -> https://www.soph.uab.edu/ssg/people/tanik
[2] -> http://www.ceng.metu.edu.tr/~dogru/
